Murat Yalçın'dan 'Pera Mera'

Murat Yalçın'dan 'Pera Mera'


Murat Yalçın'dan 'Pera Mera'

Farklı iki yapı üzerine kurmuş Murat Yalçın ‘Pera Mera’ adı altında topladığı öykülerini. Üstelik bu farklılıklar, yazarın yarattığı öykü evreninin sadece biçeminde değil biçiminde de etkili.

Şehir, kır ve öyküye dair...

Genel çerçevede ‘kent’ ve ‘kır’ olarak özetleyebiliriz ‘Pera’ ve ‘Mera’ ile yapılan bu ayrışmayı ama söz konusu Murat Yalçın gibi bir öykü ustasıysa eğer, bu ayrışmanın sadece kitap isminin çağrıştırdıklarıyla sınırlı kalmayacağını da bilmek gerek ki tam da öyle oluyor…

"Ya, bayım, işte böyle... Pera dolaylarında analtılır bir kıssadır bu. Bir mecmua kenarına kaydolunmuş. Biz de gördük, söyledik." (Kitaptan)

 

"Sarımsaklı kemik suyuyla yaptıkları paparayı yermiş yelpikli yaşlı kadınlar ağızlarına ferahlık olsun diye 'galefir' çiğnerken, kendi sözlerini kendi geğirtileriyle bölerken merada geviş getiren inekleri anımsardın." (Kitaptan)

 

Yirmi iki yıldır edebiyatımızda önemli bir öykü kalesi olarak verimlerini sürdürüyor Murat Yalçın. Bugüne kadar üç kitabı dışında öyküden ayırmadı yolunu. O kitapları ise Hafif Metro Günleri, İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor ve Kontrol Kalemi'ydi ki, bunları da öykünün, hikâyenin, kurmacanın sınırları içinde düşünebiliriz rahatlıkla aslında. Bunlardan 1998’de yayımlanan ilki Hafif Metro Günleri, önce bir anlatı olarak basıldı, ardından yazarı tarafından roman diye adlandırıldı. 2013'te yayımlanan İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor, Yalçın'ın hâlâ devam eden editörlük günlerinde başından geçenleri karikatürize edilmiş tiplerle hikâyeleştiren bir toplamdı. 2015'te yayımlanan Kontrol Kalemi ise kurmaca-dışı bir deneme toplamı çabasıysa da yazarın kendi yaşamının kurmacası hâline gelmiş bir kitap olarak çıkmıştı karşımıza.

Demem o ki -başta söylediğim gibi- bir şekilde öykünün, hikâyenin, kurmacanın sınırları içinde kaldı hep bu yirmi iki yıl boyunca Yalçın. Dile kolay bu zaman dilimi içinde ise yazarın öykü karakteristiği de önemli değişimler geçirdi şüphesiz. Sonuçta hayatın değişimden azade olmadığına inanıyorsak yazının da bu devinimin bir parçası olduğunu kabul etmek gerek… Bu süre zarfında öykülerde değişmeyen tek unsurun, Yalçın'ın en başından beri dikkat çeken yönü olan kurmaca dili üzerindeki hassasiyeti olduğunun da altını çizelim.

 


YENİ BİR MERHALE”

Buna bakarak uzun yazı macerasında, Murat Yalçın’ın kaleme aldıklarının evre evre farklılaşmasına tanıklık ettiğini söyleyebiliriz okurun. İlk kitaplarındaki o örtük ve imgelere yaslanmış yapı, karanlıkta kalmış yanlara yönelimini yavaş yavaş kaldırdı üzerinden. Bu, bir anlamda öykülerde hikâye etme çabasının da öne çıkmaya başladığı bir süreci temsil ediyor yazar adına… Şen Saat bu paralelde Yalçın’ın öne çıkan öykü toplamı. Farklı bir adlandırmayla Yalçın’ın yazarlık yaşamının bir kırılması, belki de dönüm noktası. Murat Yalçın, Çağlayan Çevik’le K24 için yaptığı röportajda Şen Saat’le ilgili şöyle diyor: “Şen Saat’le klasik tahkiyeye evrildiğimi söyleyebilirim, daha önceleri ‘bir metin’ yazıyordum. Hikâye demeye bile çekiniyordum, klasik bir hikâye tanımına sokamadığım için… Bu kitabı bir merhale, bir aşama olarak görüyorum. Hem içerik hem biçim olarak.”

Fakat yazarlıkta aşamalar, dönemeçler, kırılmalar bitmiyor. Şimdi yeni bir durakta yeni öykü toplamı Pera Mera ile yazar. Pera Mera ile ilgili yazmaya Murat Yalçın diğer yapıtları ve özellikle de Şen Saat üzerinden girilmesinin nedeni ise Pera Mera’nın, yazarın geçirdiği tüm evreleri içermesinin yanında farklı bir merhale de yaratması aynı zamanda… Pera Mera’da yazar, Şen Saat ile girdiği ayrışmanın bir ileri safhasını sergiliyor ve öykü dilinde hikâye etme olanaklarını zorluyor. Fakat bir yandan öykünün hayalgücü sınırlarını zorlamaya müsait yapısını da kullanmayı ihmal etmiyor ve ortaya, hem geleneksel hikâyenin anlatım ve okuyanı ya da dinleyeni kendine bağlama gücünü barındıran üslubu hem de modern öykünün oyunlu yapısı bağlamında yaratılmış metinler çıkıyor.

 

İKİ FARKLI YAPI

Bu bahsettiğim ikili karakter, kitapta sadece üslup olarak değil yapı olarak da kendine yer açıyor.

Farklı iki yapı üzerine kurmuş Murat Yalçın Pera Mera’da topladığı öykülerini. Üstelik bu farklılıklar yazarın yarattığı öykü evreninin sadece biçeminde değil biçiminde de etkili. Genel çerçevede “kent” ve “kır” olarak özetleyebiliriz “Pera” ve “Mera” ile yapılan bu ayrışmayı ama söz konusu Murat Yalçın gibi bir öykü ustasıysa eğer, bu ayrışmanın sadece kitap isminin çağrıştırdıklarıyla sınırlı kalmayacağını da bilmek gerek ki tam da öyle oluyor… Kitabın isminden yola çıkarak zihinlerde oluşan algı, öykü öykü ilerledikçe bir anlamda yerini bulsa da Murat Yalçın, “Pera” ve “Mera” ile yaptığı bu ayrışmayı farklı izlekler üzerinden sürükleyerek her iki dünyayı bir anlamda kavramsallaştırıyor.

Yalçın, “Pera” ve “Mera” fasıllarında kent ve kır olarak böldüğü dünyalarında sadece atmosfer değişikliği yapmakla yetinmiyor bu bağlamda. Gerçek anlamda bir ruh iklimi değişikliği burada söz konusu olan. Kitabın ‘Pera Dörtlüsü’ bölümünde yer alan İstanbul’un bu “asla fethedilememiş kısmı” yapı yapı, sokak sokak yazarın öykü dünyasının parçaları hâline gelirken ‘Mera Beşlisi’ bölümünde şehrin bu kısmı bırakılıp dağ ve köy yaşantısının sahneleri akmaya başlıyor öykülerde.

Yazar kır ve kente ayrı atmosferler biçtiği gibi ayrı üslupların dünyası hâline de getiriyor bu bölümleri. Pera’nın içindeyken “modern” sıkıntıların, şehirli dertlerin yansıması sadece öykü kişilerine değil, öykü diline de etki ediyor. Böylelikle de ortaya zaman zaman bilinçakışına teslim olmuş, edebiyat ve edebiyatçılara göndermelerle yüklü, öykünün olanakları içinde yaratıcı biçimlerle örülmüş metinler çıkıyor. Mera’ya döndüğümüzde ise Pera’nın o şehirli sıkıntılarının aksine köylük yerlerin kendine has dertlerinden doğan bir günlük yaşam akışı buluyoruz. Gerçek anlamda içe ve doğaya dönük dertlerin peşine takıldığını görüyoruz Murat Yalçın’ın Mera faslında kaleme aldığı öykülerinde.

Tıpkı Pera’da olduğu gibi dil ve dünya ise yazarının yarattığı atmosferin hizmetine giriyor.

Zaman olarak da ikili bir yapı söz konusu. Pera nasıl “geçkin” tiplerin öyküleriyse Mera gençlik, hatta çocukluğa inen bir rota izliyor. Fakat bu noktada açılması gereken bir parantez var: Kitap her ne kadar ikilikler üzerine kurulmuş bir dünyaya sahip olsa da aslında öyküler, yüklendikleri imgelerle bir bütünlüğe hizmet ediyor. Zihnin farklı coğrafyalarından toplanmışsa da kuyumcu titizliğiyle ince ince işlenerek bir bütün hâlini almış ayrıksı bir yapı burada söz konusu olan. Öykülerde okur karşısına çıkan güçlü imgeler, öyküler arasındaki bağı perçinliyor. Kitap bu çok katmanlı yapısıyla ise farklı okuma imkânları sunuyor.

Tüm bu bağlamlarıyla Pera Mera, Murat Yalçın’ın kendi öykücülüğünün sınırlarını zorladığı, farklı bir evreye geçtiği kitabı şüphesiz. Aynı zamanda öykücülüğümüzün de sınırlarını bir adım öteye taşıyor yazar yayımladığı yeni öykü toplamıyla.

Pera Mera / Murat Yalçın / Can Yayınları / 174 s.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.